Anasayfa > Doğa > Asker Balıklar (Gazi -Yaralı Balıklar) – Çankırı

Asker Balıklar (Gazi -Yaralı Balıklar) – Çankırı
Son Güncellenme : 29 Eki 2012 1:03


Merhaba sevgili gençmagazin takipçileri, Kurban Bayramının son günü Anadolu’nun şirin illerinden Çankırı’daydım. Oldukça basit günübirlik gezi hatta balık avı bile düşünüyordum ki, gitmiş olduğum köy’e çok yakın bir belediye olan Atkaracalar belediyesine bağlı bir köydeki halk arasında gazi balıklar olarak bilinen Asker Balıklar‘ı duydum.

Arkadaşlarımla birlikte yakından görmek ve buradaki hikayeyi daha yakından dinlemek istedim..

İlk olarak Atkaracalar belediyesi’ne bağlı Çardaklı köyü içinden geçip Ilıpınar köyü’ne ulaştık.Tabi yol boyunca Gazi Balıkların, Kurtuluş Savaşı gibi savaşlara katıldığı ve yaralandıkları duyumundan başka bilgim olmadığından,hayli meraklanmıştım..
Asker Balıkları bulmak çok kolay oldu. Hemen fotoğraf makinemi çıkarıp görüntü almak istedim. İnternetteki onca fotoğraf’a rağmen kendi yakaladığım görüntüler’i sizlerle paylaşmak istedim. İlk olarak suya yaklaştığımda ve fotoğraf çekerken aklıma takılan onlarca soru,etrafta böylesi bi yeri anlatan bir yazı yada herhangi bir bildiri,afiş,resim varmı diyede bakındım, malesef göremedim. Benim gibi bir kaç meraklı misafir, acaba bize tam ve doğru bilgiler verebilecek kimse varmıydı..

Unutmadan balıkların nasıl göründüklerini yazayım, Geneli siyah ve koyu yeşil Hatta koyu lacivert gibi bi renge sahipler,ışığın vurmasıyla gümüş gri pulları gözünüzü alıyor,biçoğunun sırt ve kafa kısmında,bi kısmının kuyruğunda yara izlerini görebiliyorsunuz,hatta beli kırılmış izlenimi veren kuyruk kısmına doğru eğrilen bikaç balıkta göze çarpıyor.Su içinde tek farklı duran balık pembemsi ve parlak renkte oldukça iri bir balıktı hareketsizce duruyordu..

-Tamda havuzların karşısında mini büfe önünde bikaç köylü oturuyordu, bunlardan birisi işletme sahibiydi,fotoğrafları çekip arkadaşlarla çayımızı sonlandırmıştık ki, köylü adam çıktı geldi.Tek sorduğum soru burayla ilgili bilgi verebilecek kimse olup olmadığıydı, cevap hemen geldi.

“Var tabiki.. Benim” ve süratle anlatmaya başladı..

Benim en çok aklıma takılan derinlik konusu, suya ilk yaklaştığımda ve balıkları net bir biçimde görmemle geçmişti..Fakat aklıma bir soru daha takıldı çünkü iki bölüme ayrılmış havuz yapısı ve ilk gözüme çarpan yavru balıklar,bana en çok düşündüğüm; bu balıklar hiçmi ölmüyor, veya hiçmi yavrulayıp çoğalmıyor gibi sürekli bir soru, sürekli bir takılma oluşuyordu beynimin içinde.. Bu soruları cevaplayacak biriydi bu adam ancak ne kadarını cevaplayabilir.. İnanırmısınız hiç soru sormadım.. Bütün cevapları zaten bi çırpıda anlatmıştı.. Ya sırt kısmında sedefe benzer büyük yaraların sanki bıçak kesiği gibi taze kesilmiş izlenimi vermesi,en büyük yıkım olmuştu acaba burada bi turizm sahtekarlığı olabilirmiydi.. Bütün bu sorular cevapsız kalmadı ben yeteri kadar tatmin oldum şimdi sıra size aktarmaya geldi :)

Hikayeye şöyle başlıyordu, “köyümüzün kuruluşu 400 yıla dayanıyor fakat balıklar köyümüzden daha eskiler nereden geldikleri ve evveliyatı bilinmiyor.

İnternet üzerinde bikaç paylaşımda köyün kuruluşuyla ilgili hatta balıkların oraya gelişiyle ilgili fazlaca cılız ve tersine abartılı bilgiler olabilir..

Köylü adam devam ediyor.”Buradaki suyun kaynak suyu ve yerin 400 metre altından çıktığı biliniyor” Su mühendsleri ve profesörler tarafından kapsamlıca araştırmalar yapılmış. Su direkt olarak içilebiliyor.Sonralarda vurulan sondajla çıkartılan su, balıkların olduğu havuzdan tiksinip içemeyenler için”miş.
Çay bahçesinde oturduğumuz sürece sürekli geleni gideni ve ellerindeki bidonları dolduran köylüleri yada yerli turistler gözümden kaçmamıştı..Neyse devam edelim..
“Bu havuzun suyu özeldir. Sedef ve mantar hastalığına, el ve kol ağrılarına iyi gelmekte, saçlara parlaklık kazandırmaktadır”.

Balıklar Urfa Balıklıgöl’deki balıklarla eşleşiyor” aynı türden olduğunu anladık. Ancak bir farkla.. Bunlar yaralıydı..

“Çanakkale Harbi dokuz buçuk sene sürmüş ve savaş döneminde burada dokuz balık kalmıştır. 1974 Kıbrıs Harbi’nde de balık sayısında gözle görülür şekilde azalma olmuştur. Harp 3,5 ay sürmüş ve 3,5 ay sonra balıklar yaralı olarak dönmüşlerdir.

“Anlatılanlardan yola çıkarak yapılan araştırmalara göre buradaki balıklar ne çoğalır ne de azalır. Kimse buradan balık tutmaz,yeme girişiminde bulunmaz,Yıl içerisinde bir iki tane balık ölümü gerçekleşir. Ölen balıkları kedi ve köpekler asla yemezler. Bu balıklar gölün yakınlarında bir yere gömülür.. Araştırma sonucunda buradaki balıkların net sayısı 600 adet ve ne azalıp nede çoğalıyorlar.Ölen yaralı balığın yerine yenisi doğuyor..
Kendisi anlatırken oda heyecanlanıyordu,urfa balıklıgöl deki balıklar sürekli çoğalırken benzer türdeki bu balıklar nasıl olurda hep aynı rakamda kalıyor..

Suyun altını oluşturan taşlar kaldırıldığında milyonlarca lavra ve ismini getiremediği bir böcek türünün varlığından bahsediyor.Mühendislerin onlara söylediğine göre bu böcekler sudaki bakteri ve mikropları yiyorlar.

Peki bu balıkları neden kimse tutup yemiyor?
Daha eski anlatılanlara göre; bu balıkların maneviyatına inanmayarak buna teşebbüs edenler vahim olaylarla karşılaşmışlar. Bir köylünün balıkları alıp evine götürdüğü o gece banyo sırasında felç geçirdiği ve balıkların geri havuza döndüğü gibi biçok olaylar. Bunlardan en bilineni ise yıllar evvel Atkaracalar’a tayini çıkan bir memur altı aylık balıkları tutmak istemiş. Ona balıkların kutsal olduğu ve tutulmaması gerektiği söylenmesine rağmen o dinlememiş. Birkaç balık tutarak evine gitmiş. Anlatılanlara göre akşama eşi balıkları kızartmaya çalışmış, ancak balıklar tavadan kaybolmuş. Balıkları tutan kişi aynı gece vefat etmiş. Eşinin vefatından sonra hanımı yirmi sene boyunca Atkaracalar’a gelip kurban kesmiş.

Balıkları yeme girişiminde bulunanlar başta deliliğe ve birçok çözümü olmayan hastalıklara sebebiyet verdiğine inanılıyor.

Hikayenin bir kısmında buradaki zaman zaman ortaya çıkan mucizevi olaylara istinaden yapılan mescidi göstererek; kandil zamanı suya bakılamayacak kadar yoğun bi ışığın yayıldığını gören bir kadın (Ayşe Valide), ertesi gün herkese anlatarak ve ilgili makamlara ulaşarak suyun hemen yanına bir mescid yaptırılmasını istiyor oğlu tarafından yaptırılan mescide kendi adı veriliyor.

İşin Özüne bakacak olursak, Buradaki maneviyat, bu balıkları Allah’ın izniyle savaşa katılan melekler gibi nitelendirebiliriz.. Nasılki melekler insan kılığında hatta biçok savaşlarda birden fazla cephede savaştıkları nakledilmişse..Bir kişinin şehit olduğunu ve başka bir cephede yine aynı kişiyle karşılaştığını gören gaziler var. Hz. Muhammed (S.a.v)’in katıldığı savaşlarla ilgili hadisler ve rivayetlerde olduğu gibi.Benimde izlenimim bu yönde oldu. Bu Yaralı Balıklar’a köyün yaşlı insanları bu balıkların evliya kimseler olduğu ve böylesi savaş zamanlarında insan kılığına girdiği gibi düşünceleride anatılıyor..

Peki bunca zamandır Yaralı Balıklar’ı kimler biliyordu??
Bakın yıllar evvel yapılan haberler var. Bu konuda büyük adımlardan biri kanal 7 nin yaptığı haber bunu sizinle video olarak paylaşmak istiyorum. Ancak bir haber daha varki bakıldığında  Burayla ilgili verilen hiç bir sözün tutulmadığı da anlaşılıyor..

Bakınız Milliyet Gazetesi’nin(http://www.milliyet.com.tr) 21 Eylül 2008 Tarihli, “Çankırı’nın “asker balıkları” turizme açılacak” Başlıklı internet haberinde  yer alan bilgilere göre..

“Atkaracalar Belediye Başkanı Ahmet Ulusoy, doğal gölün etrafında yeni
düzenleme yaptıklarını belirterek, “Bir tur şirketi, önümüzdeki aylardan
itibaren bölgeye tur düzenlemeye başlayacak” dedi.
Asker balıklarla ilgili çeşitli rivayetler olduğunu ifade eden
Atkaracalar Kaymakamı Ahmet Gazi Kaya da AA muhabirine yaptığı açıklamada,
“Atalarımız, Çanakkale Savaşı sırasında havuzdaki balıkların neredeyse tamamının
yok olduğunu ve savaş bitiminde vücutlarının çeşitli yerlerinde yaralarla geri
geldiklerini anlattılar” diye konuştu.
Vücudunda pirinç tanesi kadar bile yara olması halinde hiçbir balığın
yaşayamadığını ifade eden Kaymakam Kaya, bölgenin birinci derecede deprem
kuşağında bulunduğunu, göletin suyunun yerin altından gelen bir kaynak suyundan
ibaret olduğunu söyledi.
Kaymakam Kaya, Ilıpınar köyü yolunu bu yıl içerisinde asfalt yapıp,
havuzun etrafına ziyaretçiler için düzenleme yapacaklarını bildirdi.”

Bu haber’de geçen bilgilere kapılıp çokda düzgün bir asvalt,yada restore edilmiş bir yapı beklemeyin… malesef aradan geçen yıllara rağmen belli kısımlarda bakımsız asfalt yol mevcut, Turizm Bakanlığının bu konuda girişim yapacağı hatta dahada fazlası o tarihlerden bu yana beklenenler arasında..

kanal7′nin  Ana haberde yerverdiği video

 

 

 

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap


Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.

GncMagaziN İnternetten toplanan doğruluğu ve kesinliği kanıtlanmış bilgileri en güncel hali ile sizlere sunmaktadır.
Sitemizdeki içeriklerin Kaynak göstermeksizin yayınlanması kesinlikle yasaktır.